7 Mart 2012 Çarşamba

Ege düşerse :(

Uzun zaman oldu bişiler yaz(a)mayalı.. Vakit herşeymiş meğer ve ben bir zamanlar sıkılıyorum boş durmaktan dediğim iş günlerimi mumla aramaktayım şimdi...
Anları kaçırmamak ve unutmamak içik minik notlar alıyorum post-itlere.. oraya buraya yapıştırıyorum. Eğer birgün vakit bulup da toparlayabilirsem onları yazarım geçmiş zaman postları olarak diye umut ediyorum...

Gelelim bugüne.. Neden mi bugün? Çünkü vaktim var, gerginim ve uykum yok.. Yazmak için şartlar olgunlaşmış yani :))

Bu akşam babaanne akşamımız.. Anneannemiz gitti babaannemiz geldi. Ege çok mutlu ve bir o kadar da şımarık. Babamız da evde olunca evde alışık olmadığı bir harala gürele durumu var..

Yemekler hazırlandı.. Akşamın ilk sorunu Ege'yi mama sandalyesine oturtup yemek yedirmekle başladı. Önce dakikalarca oturtmaya çalıştım sonra da 1 saat yemek yedirmeye.. Çok yoruldum çookkk.. O 2 kaşık yemek yedi, onla uğraşırken ben doydum zaten.. Yemek yesin diye bütün kurallarımız yıkıldı bir bir... Ve benim sinir katsayım yükseldikçe yükseldi... 

Ege'nin yemek faslı bittikten sonra herkes sofradan kalktı ben kaldım tabi.. Tam ağzıma bir lokma bişi attım ki Ege karşımda duran sandalyenin üstüne çıkma eyleminde bulundu.. Ben de Yücel yanına git dedim ama Yücel yerinden kalkmadan Ege'yi arkaya doğru ve kafasının üstüne düşerken gördüm... O an dünya başıma yıkıldı, kafamdam kaynar sular döküldü.... Anlatılır gibi değil yaşadığım şeyler.. ve 1 sn de aklımdan geçen onlarca ihtimal... Annelik delilik evet ama ben bu akşam zirvesinde dolaştım diyebilirim... 
Neyse ki bi yerine bişi olmadı, çok da canı acımadı ama diyorum ya benim ömrüm tükendi....

Sonra dedesini uğurlama sendromu başladı.. işaret parmağını sağa sola sallayarak "ayır" dedi onlarca kez... Bazen ağlamaklı bazen öfkeli bir sesle... Ne yaptıysak ikna edemedik.. En son çömelip ayakkabılarını giyen dedesinin yüzüne yüzünü yaklaştırıp "ayır gitme" dediğinde hepimiz koptuk tabi ve hep beraber dışarı çıkmaya karar verdik..Verdik değil aslında karar verildi ben de figüranlık yaptım.. Bence yanlış bir karardı ama savaşacak gücüm de yoktu... Çıktık dedemizi Beşiktaş'a bırakıp eve döndük.. Ağlamadı mı? derseniz. Ağladı tabi... Dedesi arabadan indiğinde de eve döndüğümüzde de... Yani bişi değişmedi.. Değişen uyku saati oldu sadece.. :((

Eve geldiğimizde zaten uyku saatimiz geçmişti...İzinli olan babamızın işe çağrılması da gecemize ayrı bir renk kattı.. Ege bu kez babasının arkasından ağladı ve uykunun verdiği etkiyle gerginlik tırmandıkça tırmandı..."Bu saatten sonra ben ne dersem o olur" dan emin olan Ege sabrımı ve sakinliğimi sonuna kadar kullandı.
Babaannesinin de yardımıyla tabi.. Açıkçası biraz destek bekledim.. "Hadi bak annen yatalım" diyor demek yerine onun oyununa eşlik etmemesini, uykusunu daha da açacak etkinlikler yapmamasını (hadi spor yapalım gibi) bekledim ama .. işte ama sadece...

Saat 22:10 olduğunda bunun sonunun gelmeyeceğini anladım ve kararlı davranarak kalkıp önce ışıkları sonra tv yi kapattım.. Zaten uykudan bayılmak üzere olan Ege meğer böyle bir hareket bekliyormuş benden, salondaki yer yatağına yattı, ben de yanına tabi.. elimi tuttu ve uykuya yenik düşmesi 10 dakika bile sürmedi...

Bu akşam arka arka yaşadığımız bu kötü olayların sebebinin Ege'nin düşmesi olduğunu düşünüyorum ve biliyorum ki yanlışlarla dolu bir akşam yaşadım, yaşattım...
 Ege düştü, benim gardım düştü.. Oysa ben güçlü ve sağlam durmalıydım. Yücel'in de dediği gibi "çocuk bu düşecek tabi" yi sindirip, benim verdiğim cevap olan "düşürmesek olmaz mı, illa düşürmek zorunda mıyız" ı bir kenara bırakmam gerekirdi.. Çocuğum için önlem almalı ama delirme noktasına gelmemeliydim...  Düştü diye, ağladı diye herşeye evet demelerine izin vermemeliydim... Uyku saatini geçirmesine gözyummamalıydım... dim dim dim... işte geçmiş zaman olur ki.. 

Bu dim ler olmadı ve delirme noktasında, kafasında onlarca kötü senaryo olan bir anne gerginliğiyle günü noktalıyorum..
Ve bundan sonrası için daha dikkatli ve daha soğuk kanlı olmak için kendimi telkin etme çalışmaları yapmaya başladım bile.. 

Ve Yücel gelir, bu yazı burda biter.. Sabaha kaldı düzenlemeler.. :)))

Son bir dilekle bitireyim yazımı. Bebeler düşmesin, anneler delirmesin... 
İyi geceler...

Sevgiler.....

Not: Sabah oldu işe geldim... Uykusuz bir gece geçirdim ve hala gerginim...

2 yorum:

  1. çok geçmiş olsun canım bir anne için kalp çarpıntısının tavan yaptığı an yavrusunun canının yandığı andır...soğukkanlı olmak lazım tabi ama O an itibariyle sen bunu dürtülerine geçiremezsin...ana yüreği bu kolay değil öyle edebi laflara kanmaz:) sağlıcakla ve sevgiyle kalın<3
    Sinem Şimşek

    YanıtlaSil
  2. çok geçmiş olsun çatlak anneciğim, dediğin gibi keşke onlarla ilgili olaylarda biraz daha kontrollü ve soğukkanlı olabilsek :(

    YanıtlaSil